27 Ocak 2010 Çarşamba

Kelimelankolik Kış

En sevdiğim kelimeler saklambaç oynuyordu beynimin içinde. Benimse hiç gücüm yoktu onları saklandıkları köşelerden çıkarmaya.

Büyük aşkla bağlandıklarım vardı, üzerine titrediklerim. Tüketmeyim diye kendime sakladıklarım.

Sonra yasaklı kelimelerim, naftalinleyip sandıklara kaldırdıklarım.

Bir de sürgüne yolladıklarım var tabi... Kalbimden, beynimden çok uzaklara sepetlediğim; benim can ısıran kelimelerim. Ben onlardan kaçtıkça; bir şiirde, bir romanın en ahaste yerinde, bir isimde, tanıdık bir sohbette karşıma çıkan, uzaklaşmaya çalıştıkça arsızca beni kovalayan.

Ha bir de hergün kaleme aldıklarım var. Buna "metin yazarlığı" fahişeliği diyorum ben. Para için inanmadığım halde büyük anlamlar yüklediğim kelimelerim.

***

Akşam çok sevdiğim bir arkadaşımla buluştum... Bira içip lafladık. Konu konuyu açtı. Temamız "krık kalpler manifestosu"yken bir Sylvia Plath alıntısı anlam kattı katmerli kalplerimize.

"i think , i made you up inside my head..."

****

Gece Sylvia Plath okudum...

O'nun pürüzsüz hüzün kelimeleri su gibi akarken içime; laf ebeliğini yaptığım piyasa kelimelerle yaşar olduğumu anımsadım.Kulak memesi kıvamında canım acıdı...

Sabah da bir garip uyandım. Ankara kış menopozu sevimsiz ağırlığını önce göz kapaklarımda, sonra yataktan kalkmakta zorlanan vücudumda ve en nihayetinde yorganla çarşaf arasında sıkışan ruhumda hisettim...

İşe geldim.

Gri Ankara binalarının tüm ağırlığı omuzlarımda....

Sevdiğim, kaçtığım, fırlatıp atmak istediğim, sarılıp uyumak istediğim tüm kelimelerse yanımda.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder